Pareto etkinliği ne anlama gelir ?

Simge

Global Mod
Global Mod
Yine de forum tartışması açısından iki farklı yaklaşımın faydasını düşünmek mümkün.

Stratejik ve çözüm odaklı yaklaşım şu soruyu sorabilir:

“Kaynakları nasıl daha verimli kullanabiliriz?”

İlişkisel ve empatik yaklaşım ise şunu sorabilir:

“Bu karar insanları nasıl etkileyecek ve ortaya çıkabilecek ilişkisel maliyetler neler?”

Aslında iyi bir karar mekanizmasının ikisine de ihtiyacı var.

Sadece sonuçlara bakarsak insan faktörünü kaçırabiliriz. Sadece insanların duygusal tepkilerine odaklanırsak kaynakların etkin kullanımını gözden kaçırabiliriz.

Dolayısıyla burada cinsiyetlerden ziyade farklı düşünme biçimlerinin birlikte kullanılması daha anlamlıdır.

Pareto kriterinin güçlü tarafı nedir?

Pareto etkinliğinin hakkını da vermek gerekiyor. Kavramın en güçlü tarafı, “kimseyi kötüleştirmeden birilerini iyileştirebiliyor muyuz?” sorusunu son derece net biçimde ortaya koymasıdır.

Özellikle ekonomik modellerde bu çok değerlidir.

Bir politika değişikliği sonucunda herkes aynı durumda kalıyor ve bazı insanlar daha iyi duruma geliyorsa, bu değişikliğe karşı çıkmak için güçlü bir ekonomik gerekçe bulmak zordur.

Örneğin bir üretim sürecindeki israfı ortadan kaldırmak ve bunu yaparken hiçbir çalışanın gelirini, çalışma koşullarını veya başka bir değerini azaltmamak mümkünse burada Pareto iyileştirmesi söz konusu olabilir.

Ayrıca Pareto kriteri, karar vericilerin gereksiz kayıpları görmesine yardımcı olur. Bir kaynak dağılımında herkesin daha iyi duruma getirilebileceği bir alan varsa, bunu görmezden gelmek ekonomik açıdan savunulması zor bir tercih haline gelir.

Zayıf tarafı: Pareto etkinliği çoğu zaman tek bir çözüm göstermez

Fakat işin zor kısmı şu: Birden fazla Pareto etkin sonuç olabilir.

Yani “Pareto etkinliğe ulaştık” demek, “artık bundan daha iyi bir toplumsal sonuç yok” anlamına gelmez. Sadece, belirli varsayımlar altında bir kişiyi daha iyi duruma getirmenin en az bir başkasını kötüleştirmeden mümkün olmadığı anlamına gelir.

Bu çok farklı bir iddia.

Örneğin iki farklı gelir dağılımının da Pareto etkin olduğunu düşünelim. Birinde gelir daha eşit dağılmış, diğerinde ise daha yüksek gelir farklılıkları var. Pareto kriteri bize otomatik olarak hangisinin tercih edilmesi gerektiğini söylemez.

Burada artık adalet, hak, özgürlük, fırsat eşitliği ve toplumsal tercih gibi başka kriterlere ihtiyaç duyulur.

Florin Popa'nın Pareto etkinliği ve eşitlik üzerine çalışması da kavramın özellikle nitel ve sosyal değişkenlerin devreye girdiği gerçek hayat problemlerinde ciddi belirsizlikler taşıyabileceğini savunuyor.

Peki ekonomik verimlilik ile insan refahını nasıl birlikte düşünmeliyiz?

Bence asıl mesele burada.

Bir şirketin verimliliğini artırmak istediğimizi düşünelim. Çalışan sayısını azaltmak kısa vadede maliyetleri düşürebilir. Muhasebe açısından bu verimli görünebilir. Fakat iş yükü artan çalışanlarda tükenmişlik oluşuyor, müşteri hizmetlerinin kalitesi düşüyor ve çalışan devir oranı yükseliyorsa başlangıçta “verimlilik” diye gördüğümüz şey uzun vadede başka maliyetler doğurabilir.

Burada empatik ve ilişkisel bakış açısı stratejik bakış açısının alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Benzer şekilde sadece insanların duygularını dikkate almak da yeterli değildir. Kaynakların sınırsız olmadığını kabul etmek zorundayız.

Bu nedenle iyi karar verme sürecinin üç soruyu birlikte sorması gerektiğini düşünüyorum:

1. Kaynakları verimli kullanıyor muyuz?

2. Kararın yükü ve faydası kimler arasında nasıl dağılıyor?

3. Kararın kısa vadeli ve uzun vadeli sosyal sonuçları neler?

Pareto etkinliği ilk soruya çok güçlü bir katkı sağlar. İkinci ve üçüncü sorularda ise tek başına yetersiz kalır.

Pareto etkinliğinin daha derin bir problemi: Başlangıç noktası

Bence kavramın en kritik zayıflığı başlangıç koşullarını sorgulamamasıdır.

Bir yarışta iki kişinin başlangıç çizgisinde biri spor ayakkabıyla, diğeri ağır bir yükle başlıyorsa ve yarış sonunda artık kimsenin diğerini geçmeden daha iyi duruma getirilemediği bir durum ortaya çıkıyorsa, bu sonucu “etkin” olarak tanımlamak başlangıçtaki eşitsizliği ortadan kaldırmaz.

Ekonomide de benzer bir sorun vardır.

Bir kişinin büyük miktarda servete sahip olması ve başka bir kişinin hiçbir varlığa sahip olmaması başlangıç koşulu olarak kabul edilirse, sonrasında yapılan bazı dağılımlar Pareto etkin olabilir. Fakat “Bu başlangıç dağılımı neden böyleydi?” sorusu modelin dışında kalabilir.

Bu yüzden Pareto etkinliğini sosyal adaletin tamamıymış gibi görmek bence ciddi bir hata.

Oxford Academic'te yayımlanan yakın tarihli bir çalışma da Pareto'nun esasen etkinlik kriteri olduğunu, eşitliğin ise ayrı bir normatif mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Forumda tartışmaya değer asıl soru ne?

Bana göre mesele “Pareto etkinliği doğru mu, yanlış mı?” kadar basit değil.

Daha doğru soru şu:

Bir toplumda iyi bir sonucu belirlemek için yalnızca kimseyi kötüleştirmeden birilerini iyileştirebilme ölçütü yeterli midir?

Benim cevabım hayır.

Ama bu, Pareto etkinliğinin gereksiz olduğu anlamına da gelmiyor.

Tam tersine, Pareto kriteri önemli bir başlangıç noktası. Bize gereksiz kayıpları, israfı ve herkesin daha iyi duruma getirilebileceği durumları gösteriyor. Fakat bunun üzerine adalet, özgürlük, eşitlik, fırsat ve uzun vadeli refah gibi başka kriterleri koymak gerekiyor.

Burada forumdaki arkadaşların görüşünü gerçekten merak ettiğim birkaç soru var:

Bir dağılım Pareto etkin ama açıkça adaletsizse, yine de onu savunmalı mıyız?

Toplumdaki başlangıç eşitsizliklerini hesaba katmadan yapılan bir etkinlik değerlendirmesi ne kadar anlamlıdır?

Bir kararın ekonomik olarak etkin olması, onun ahlaki olarak doğru olduğunu göstermeye yeter mi?

Ayrıca iş hayatında karar verirken stratejik ve çözüm odaklı düşünmek ile empati ve ilişkileri dikkate almak arasında gerçekten bir tercih yapmak zorunda mıyız?

Ben bunun kadın-erkek ayrımından çok, farklı bakış açılarının birlikte kullanılabilmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bir ekipte analitik düşünen insanların yanında insan ilişkilerini güçlü okuyabilen kişilerin bulunması, çoğu zaman tek bir düşünme tarzının hâkim olmasından daha sağlıklı olabilir.

Sonuçta Pareto etkinliği bize önemli ama sınırlı bir şey söylüyor: Birilerini daha iyi duruma getirirken kimseyi kötüleştirmeden yapabileceğimiz başka bir değişiklik kalmış mı?

Fakat toplumun bundan sonra ne yapması gerektiğini tek başına söylemiyor.

Belki de kavramın en doğru kullanımı tam olarak burada: Pareto etkinliğini nihai cevap olarak değil, daha kapsamlı bir karar sürecinin başlangıç noktalarından biri olarak görmek.

Çünkü “daha etkin” ile “daha adil” aynı şey değil. “Daha verimli” ile “daha insani” de her zaman aynı anlama gelmiyor. Gerçek hayattaki zor kararlar ise tam olarak bu iki alanın kesiştiği yerde ortaya çıkıyor.

Cinsiyet bölümünü yeniden çerçeveleKavramsal örneği daha teknik düzelt

Cinsiyet bölümünü yeniden çerçevele

Kavramsal örneği daha teknik düzelt

Başlangıç dağılımını daha net açıkla
 
Üst