Oğuz Türklerin atası kimdir ?

Elif

Global Mod
Global Mod
Oğuz Türklerin Atası Kimdir? Oğuz Kağan’dan Tarihî Oğuz Boylarına Uzanan Hikâye

Bir süredir bu konu üzerine okudukça benim en çok dikkatimi çeken şey şu oldu: “Oğuz Türklerin atası kimdir?” sorusuna tek bir isim verip geçmek aslında meseleyi fazlasıyla basitleştiriyor. İlk akla gelen cevap elbette Oğuz Kağan. Fakat Oğuz Kağan’ı tarih kitaplarında yaşamış, doğum tarihi ve mezarı kesin olarak bilinen tek bir hükümdar gibi düşünürsek yanlış bir yere varıyoruz. Çünkü Oğuz Kağan, öncelikle Oğuzların efsanevi ve sembolik atasıdır; tarihî Oğuz topluluklarının ortaya çıkışı ise yüzyıllara yayılan çok daha karmaşık bir süreçtir. Iranica Online+1

Bence konunun en ilginç tarafı da burada başlıyor. Çünkü destan ile tarih birbirinin düşmanı değil; fakat ikisini aynı şeymiş gibi değerlendirmek de doğru değil. Oğuz Kağan anlatısı bize Oğuzların kendilerini nasıl anlamlandırdıklarını gösterirken, Orhun yazıtları, İslam coğrafyacılarının eserleri, dil araştırmaları, arkeoloji ve modern genetik çalışmalar bize bu toplulukların tarih sahnesindeki gerçek hareketlerini anlamamız için başka kapılar açıyor.

Oğuz Kağan gerçekten yaşamış bir kişi miydi?

Geleneksel Türk anlatılarında Oğuz Kağan, Oğuz boylarının ortak atası ve büyük hükümdarı olarak karşımıza çıkar. Onun hayatını anlatan çeşitli Oğuznâme gelenekleri vardır. Ancak elimizde Oğuz Kağan'ın gerçekten belirli bir tarihî hükümdar olduğunu kesin olarak kanıtlayan çağdaş bir belge bulunmamaktadır.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: “Oğuz Kağan tamamen uydurmadır” demek de tarihsel açıdan fazla iddialı olur; “Oğuz Kağan kesinlikle şu tarihte yaşamış gerçek hükümdardır” demek de kanıtların ötesine geçer.

En eski Oğuz anlatılarının günümüze ulaşan biçimleri oldukça geç dönemlerde yazıya geçirilmiştir. İlhanlı tarihçisi Reşîdüddin'in 14. yüzyıl başlarında kaleme aldığı Câmiu't-Tevârîh içinde Oğuz Kağan'ın soyu, seferleri ve oğulları ayrıntılı biçimde anlatılır. Ayrıca Uygur harfleriyle yazılmış Oğuz Kağan anlatısı da önemli bir metindir. Ancak bu metinlerin oluşum tarihleri ile anlattıkları olayların tarihleri arasında ciddi bir zaman farkı vardır. Iranica Online

Dolayısıyla benim yorumum şu: Oğuz Kağan'ı tek bir tarihî şahıstan ziyade, farklı dönemlerdeki Oğuz topluluklarının ortak köken fikrini temsil eden destansı bir ata figürü olarak değerlendirmek daha sağlıklı.

Peki Oğuzların tarihî ataları kimlerdi?

Burada iş biraz daha ilginç hale geliyor.

“Oğuz” kelimesi tarihî kaynaklarda yalnızca bir kişinin soyundan gelen insanları ifade eden basit bir aile adı gibi görünmüyor. Encyclopaedia Iranica'daki araştırmalara göre Oğuz adı, erken dönemlerde bir tür boylar birliği veya kabile konfederasyonu anlamıyla ilişkili olabilir. “Oğuz” adı farklı dönemlerde farklı toplulukları içine alan siyasî ve sosyal birlikler için kullanılmıştır. Iranica Online

8. yüzyıla geldiğimizde Oğuz adı artık yazılı tarih içinde daha görünür durumdadır. Orhun çevresindeki eski Türk yazıtlarında çeşitli Oğuz gruplarından söz edilir. Özellikle Toquz Oğuz, yani Dokuz Oğuz adı dikkat çeker.

Burada çok önemli bir nokta var: Bugünkü 24 Oğuz boyu sistemi ile 8. yüzyıldaki bütün Oğuz topluluklarını doğrudan aynı yapı kabul etmek doğru değildir. Zaman içerisinde boyların siyasî konumu, isimleri, ittifakları ve birbirleriyle ilişkileri değişmiştir.

Orhun yazıtlarının tarihleri de bize çok önemli bir zaman çizelgesi sunuyor. Kül Tigin Yazıtı 732, Bilge Kağan Yazıtı 735 civarında dikilmiş; Tonyukuk yazıtı da aynı tarihsel çevreye ait kabul edilmiştir. Bu metinler, Türklerin kendilerini, komşularını ve siyasî mücadelelerini kendi dilleriyle ifade etmeleri bakımından olağanüstü önemlidir. TDV İslâm Ansiklopedisi

Yani Oğuzların tarihini yalnızca “Oğuz Kağan'ın çocukları” üzerinden okumak yerine, yüzyıllar boyunca şekillenen boylar, konfederasyonlar, göçler ve siyasî birlikler tarihi olarak görmek gerekiyor.

Oğuzların Orta Asya'dan batıya hareketi

Oğuz tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri batıya doğru gerçekleşen hareketlerdir.

Kaynaklara göre Oğuz toplulukları zaman içerisinde Moğolistan ve çevresindeki bozkırlardan batıya, İrtiş bölgesine, Aral Denizi çevresine ve Seyhun (Sır Derya) havzasına doğru hareket etti. 8. ve 9. yüzyıllarda bu hareketlerin izlerini farklı kaynaklarda görmek mümkün. 9. yüzyılın başlarında Oğuzların Seyhun çevresinde önemli bir güç haline geldiği görülüyor. Iranica Online

Oğuz Yabgu Devleti olarak adlandırılan siyasî yapı da bu süreçte ortaya çıktı. Merkezlerinden biri Yenikent'ti. Burada “yabgu” unvanını kullanan bir yönetici bulunuyordu.

İşte bana göre burada Oğuz tarihinin anlaşılması açısından önemli bir değişim yaşanıyor: Oğuz kimliği artık yalnızca soy anlatısından ibaret değildir; siyasî örgütlenme, ekonomik faaliyet, hayvancılık, ticaret ve bölgesel rekabetle şekillenen gerçek bir toplumsal kimlik haline gelmektedir.

İbn Fadlan'ın gözünden Oğuzlar

Konunun en güzel taraflarından biri, Oğuzları yalnızca sonraki yüzyılların destanlarından değil, onları gerçekten görmüş bir kişinin anlatısından da takip edebilmemiz.

Abbâsî elçisi Ahmed İbn Fadlan, 921-922 yıllarında gerçekleştirdiği seyahat sırasında Oğuzların yaşadığı bölgelerden geçti. Seyahatnamesi, Oğuzlar hakkında birinci elden gözlemler içermesi nedeniyle son derece değerlidir. Iranica Online

İbn Fadlan'ın gözlemleri bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Oğuzlar, daha sonraki Selçuklu ve Osmanlı tarihini bilen bizlerin zihnindeki “yerleşik Türk toplumu” görüntüsünden oldukça farklı bir dünyada yaşıyorlardı.

Hayvancılık, hareketlilik, bozkır siyaseti ve komşu topluluklarla ilişkiler hayatlarının merkezindeydi. Aynı zamanda ticaret yollarıyla bağlantıları bulunuyordu.

Dolayısıyla Oğuzların ekonomik tarihini yalnızca “göçebe hayvancılık” şeklinde özetlemek de eksik kalır. Bozkır toplumları, yerleşik merkezlerle ticaret ve siyasî ilişkiler kurarak çok daha geniş bir ekonomik sistemin parçasıydı.

Selçuklular Oğuzların neresinde duruyor?

Burada Oğuz tarihinin dünya tarihini değiştiren bölümlerinden birine geliyoruz.

Selçuklu ailesi Oğuzların Kınık boyu ile ilişkilendirilir. Selçukluların Oğuz-Türkmen yapısı içinden çıktığı ve Kınık boyuna mensup oldukları tarih araştırmalarında genel kabul gören bir bilgidir. DergiPark

11. yüzyılda Selçuklu hareketiyle birlikte Oğuz topluluklarının önemli bir kısmı İran, Irak, Azerbaycan ve Anadolu yönünde ilerledi.

1040 Dandanakan Savaşı sonrasında Selçukluların Horasan'da güçlü bir devlet kurması, Oğuzların bölgedeki tarihsel rolünü büyük ölçüde değiştirdi.

1071 Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu'ya yönelik Oğuz-Türkmen hareketleri hızlandı. Fakat burada da “1071'de bütün Anadolu bir anda Türk oldu” gibi basitleştirilmiş anlatımlardan kaçınmak gerekiyor. Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması uzun bir süreçti; farklı Oğuz grupları, Türkmenler, yerel halklar ve sonraki siyasî oluşumlar bu süreçte birbirleriyle etkileşime girdi. Iranica Online

Oğuzlardan Türk, Türkmen, Azerbaycanlı ve Anadolu toplumlarına

Oğuz mirasının günümüzdeki etkisini anlamak için “Oğuzlar = yalnızca Türkiye Türkleri” şeklindeki yaklaşımı bırakmak gerekiyor.

Oğuz dilleri bugün geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmen Türkçesi bu büyük dil ailesinin en bilinen temsilcilerindendir. Ayrıca İran'daki Kaşkaylar gibi çeşitli topluluklarda da Oğuz dil ve kültür mirasının izleri bulunmaktadır.

İranica'nın dil tarihi üzerine değerlendirmeleri, Oğuzların Orta Asya'da İranî diller konuşan topluluklarla uzun süreli temas içerisinde olduğunu ve Oğuz dilinin de bu temaslardan etkilendiğini gösteriyor. Iranica Online

Bu ayrıntı bana göre çok önemli. Çünkü tarih boyunca kültürler birbirinden izole yaşamadı. Türkçe konuşan bir topluluk İranî halklarla, Araplarla, Bizanslılarla, Kafkas halklarıyla veya Slav topluluklarıyla temas ettiğinde yalnızca karşı tarafı etkilemedi; kendisi de değişti.

Bu yüzden kültürün gücü, “saf kalmak”tan ziyade değişerek devam edebilmekte olabilir.

Genetik araştırmalar Oğuzların atası konusunda ne söylüyor?

Burada özellikle dikkatli olmak gerekiyor.

Bazen internette “DNA testi Oğuzların kim olduğunu kesin olarak ortaya çıkardı” tarzında iddialar görüyoruz. Bilimsel çalışmalar böyle kesin bir tablo sunmuyor.

Modern genetik araştırmalar Orta Asya halklarının tarihinin son derece karmaşık olduğunu gösteriyor. Turkik konuşan topluluklarda Doğu Avrasya, Sibirya ve Batı Avrasya ile ilişkili farklı genetik bileşenlerin çeşitli oranlarda bulunduğu görülüyor. PLOS+1
 
Üst